Kayıtlar

 Kırmızı herkese aynı görünmez Suyun tadını herkes farklı algılar  Ama nedense, orta noktada buluşma ihtiyacı duyuyoruz Sevgiyi görmek için işaretler koyuyoruz. Belki yüz sene öncesinin sevgisinden bahsediyoruz. Kağıt toplayıcılar aklımı geri dönüşümcülere satacak. Kazandıklarıyla çocuklarına yeni akıl alacak. İşte ileri dönüşüm böyle bir şey.  Geri dönüşümde plastik kadar değerin var. Dikkat et. 
 hikayeler oluşturuyoruz ve tüm karakterler sonsuza kadar mutlu yaşadığında gideceğiz. Her son bir başlangıçtır Ama bir son var ki onun sonu yalnızca geride kalanlar için başlangıç olabilir yine de, aferin, iyi başardın. çocukluğum bitti. Büyüyünce hem güzel hem üzücü. Güzel çünkü bazı şeyler farkına varınca daha güzel yaşanıyor. Üzücü çünkü her şeyin farkında olmak insanı çok yoruyor.  Önceden hep otuz yaşımdaki halime mektup yazardım. Şimdi ellime yazacağım. Sevgili 50 yaşım Seni tanımıyorum Ama seni seviyorum.
Bizler anı üretme makineleriyiz. Ne yazık ki anıları canlı tutmada başarılı değiliz. Kaydedilmeyen an, gerçekten var olur mu? Anılarımızı her beş yılda bir kaybediyor olsak ya da 50 yaşımıza basınca hiçbir anımız kalmasa, yalnızlığı mı seçerdik, beraber olmayı mı? Hayvanlar da insanlar gibi varoluşsal sancılar çekiyor olsa kendini köprüden atan kediler görürdük. Ya da çok satan yaş mama edebiyatı yaparlardı. Hisli ve zayıf varlıklar olduğumuzu kabul etmeliyiz.
Eşyalar şekil değiştirebiliyor ve her söz kendisinin başka bir anlamını taşıyor. Fotoğraflar bir kelimeden fazlası- ama senin söyleyeceklerinden az. Karşı tarafın takdirine bırakıyorsun. Beynimi somut bir mekana dönüştürebilsem, neye benzerdi? Şu anda bulunduğum ev, beynimin içi olsa - ki benzerlikleri gözardı edemem: Işık almıyor, tüm bitkilerim ölüyor. Kurutulmuş çiçekler ve kaktüsler hariç - zaten onların da bakıma ihtiyacı yok. Bir kapısı yok. Benden önce burada oturan kişi kapıyı kaldırma ihtiyacı duymuş. Yeni düşünceler için beyninde yer açmalısın. Elektrikli su ısıtıcısı fazla ısınınca şalteri yakıyor. Haha! Tam benlik hareket. Esneklik . Hayatımızda kazanmamız gereken dürtümüz/duygumuz/davranışımız bu. Eğilip bükülmeden bir kaba nasıl sığarsın? Her seferinde kabı mı değiştireceksin?
Şimdi daha iyi ve yeni bir sen için uğraş. Onlardan kurtul, kendini özgürleştir. Ta ki yenileri gelene kadar.  Sonra yine kendini tüket  ve  Tüketmek üzere yaşa yeryüzündeki tüm şeylerle olan ilişkilerini Kafandaki mağaranda oturmuş bekliyorsun. Yalnız başkalarının ışığıyla aydınlanıyor.  Sahi, en son ne zaman kendini dünyanın en iyi varlığı hissetmiştin?
Şimdi beni yakıp yıkan ne varsa, seneler önce de aynılarıyla yakılıp yıkılıyordum Sadece şekil değiştirmediler. Artık yatağımın yanında oturmuş izliyorlar. Ve ben ne yazık ki korkularıma sırt çevirme cesaretliliğini hala gösteremedim. Aklımın odalarından çıkamadım.Aklımın odalarında yalnızım. Hala bir masanın üstünden, aynılıklar içinde kavruluyorum.Hala kuruntularımı büyütmeye devam ediyorum.Beni altetmelerine izin veriyorum. Değişip eskiyecek ne varsa sizin olsun, İnsan çöplüğündeki yerimden ayrılmıyorum.
kendimi kendimden üstün gördüğümü söyledim. Yalanıma ikimiz de inanmadık. iki adım daha ve kendi içindeki boşluğa düşeceksin  ne mutlu bana ki ellerim ve ayaklarım büyürken aynılıklar içinde kuruntularımı ve korkularımı da büyütüyorum dünyanın tüm zigon sehpaları sizin olsun